| 10 Ekim 2008
Modern Türkiye’nin kuruluşu Şerif Mardin’e göre; ne Saltanat ile Cumhuriyet arasındaki çatışmalarla ne de İslam ve Sekülarizm arasındaki karşıtlık üzerinden şekillenmiştir. Mardin, Türkiye’deki toplumsal güçlerin zaman zaman uzlaşmalarla bazen de çatışmalar üzerinden şekillenen bir modernleşme süreci içinde olduklarını belirtmektedir. Modernleşme-batılılaşma eksenli bir hareket gösteren ve güçlü devlet geleneği ile gelişmeye çalışan toplumsal gruplar arasındaki ilişkiler, Mardin’in Osmanlı devleti ve Türkiye’deki sosyal yapı çalışmalarının çıkış noktasını oluşturmaktadır. Bunu yaparken de devlet-toplum ikiliğinden yola çıkarak bu sınıflandırmayı tüm araştırmalarının merkezine koyar. Şerif Mardin ağırlıklı olarak “toplum” merkezli bir araştırma alanı içinde çalışmıştır. Mardin’in bu şekilde oluşturduğu ve Merkez-Çevre ilişkisi üzerinden somutlaştırdığı yapı, diğer çalışmalarında işaret edeceği bütün ikili kavramsallaştırmalarının da ilkidir.
Merkez-Çevre ilişkisi en kısa haliyle, her toplumun yönetici bir çekirdeği olduğuna ve bu yönetici kesim karşısında da çevresel güçlerin (Burjuvazi, Toprak Oligarşisi, Cemaatler vs.) yer aldığı temeline dayanır. Merkez-Çevre’nin göstermeye çalıştığı temel sorun; Batı’nın sosyal, iktisadi ve siyasi yapılarının entegrasyon şekliyle, bizim benzer yapılarımızın entegrasyon şeklinin farklı oluşuna işaret etmektedir. Merkez-Çevre ilişkisini Mardin’in; Seküler-Milliyetçi Kemalist iktidar ile İslami inanışı ön plana çıkaran halk üzerine inşa ettiği Çevre açısından sınırlı bir şekilde ele aldığını söyleyebiliriz. Yani Gayri Müslimleri, Kürtleri, Alevileri ve diğer etnik dinsel grupları analizin dışında belki de çevrenin de çevresinde konumlandırdığını söyleyebiliriz. Mardin, Batı’daki tarihsel gelişimin Doğu’dan farklı olduğunu ve bu nedenle de Avrupa’nın toplumsal yapısını anlamak için kullanılan yolların doğu toplumlarını anlamada başarısız sonuçlar alınacağını söylemektedir. Toplumu anlamak için “Sosyal Strüktür” ve “Sosyal İlişkiler” olarak iki farklı yöntem ortaya koyar. Sosyal Strüktür onun bazı eserlerinde de görülebildiği gibi toplumu anlamada yararlı olabileceğini belirtir. Ancak Mardin’in çalışmalarının temel çıkış noktası Sosyal ilişkiler üzerindendir. Şerif Mardin, Avrupa’da özellikle Sanayi devriminden sonra endüstri emeğinin sınıfsal alanda yerini almasıyla sosyal yapıda yatay ilişkilerin yani sınıf içi dayanışmanın arttığını ve bunun da sınıflı yapıyı belirgin şekilde ortaya çıkardığını belirtir. Osmanlı Devleti’nde ise bu sürecin böyle işlemediği mültezimlerin veya ticaretle uğraşan grupların doğrudan devlet kademeleriyle kurdukları ilişkiler nedeniyle Osmanlı toplumunu anlamak için, dönemin sosyal ilişkilerini analiz etmenin daha iyi olacağını düşünmektedir. Kısaca Osmanlı toplumunda ve takiben Cumhuriyet Türkiye’sinde sınıflar vardır fakat Toplumsal hayatı temel belirleyenin statüler olduğu Mardin’in çalışmalarında yer almaktadır.
Şerif Mardin’in ideoloji yaklaşımı tarihsel ve fenomonolojik bir kavrayışa sahiptir. Bilim ve ideoloji arasında bir ayrıma giderek, bilimin formel işlemlere dayalı bir alan olduğunu belirtirken, ideolojinin farklı dünya kavrayışları nedeniyle geliştirilen ve toplumun farklı kademelerinde değişik anlamlar ve türlü yansımaları beraberinde getiren sembolik bir dil anlayışı olduğunu belirtir. Şerif Mardin ideolojiyi Yumuşak ve Sert ideolojiler olarak iki farklı tanımda oluşturur. Devletin yönetim erkini elinde bulunduran küçük burjuva ve aydın kökenli kadrolar iktidarını paylaşmadan bazı dayatmalarla toplumu yaratmaya çalışmıştır. Devletin dayattığı Seküler-Modern Din anlayışı ile halk arasında Osmanlı döneminde kalan Ümmet fikri karşı karşıya gelmiştir. Bu karşı karşıya gelişte devletin pek önem vermediği ya da imkânsızlıklar nedeniyle geri planda kalan bölgelerde modern ulus-devlet yapısının eksik kaldığı yerler ümmet anlayışından dolayı ara tabakalarla doldurulmuştur (mesela nurcular) yani öğretmenin olmadığı yerde kuran kursları, doktorun olmadığı yerde üfürükçüler gibi. Ümmet yapısı ile din ideolojisi Cumhuriyet döneminde kaynaşmış bir yapı ortaya çıkarmıştır. Şerif Mardin’in ilk olarak 1969 yılında yayımlanan Din ve İdeoloji kitabında ortaya attığı, halkın kendi dini inanışlarının yönetici elitten bağımsız olarak devam ettiğini belirten –Volk İslam- şeklinin bu çerçeve de Türkiye için yumuşak ideoloji olduğunu söyleyebiliriz.
Şerif Mardin’in metodolojisi günümüzde onun Türk Sosyolojisinde önemli bir yere gelmesini sağlamıştır. Son yıllarda Mardin’in çalışmaları üzerine birçok makaleler, dergiler ve kitaplar yayımlanmıştır. Doğu-Batı yayınlarından çıkan bu kitapta bu çalışmaların en yenisidir. “Şerif Mardin okumaları” kitabında Mardin’in uzun yıllardır oluşturduğu Merkez-Çevre, Din Sosyolojisi, Jön Türkler, Türk Modernleşmesi, İdeoloji vb. konuları üzerine makaleler bulunmaktadır. Ayrıca Mardin’in günümüzde oldukça popüler olmasına neden olan düşünceleri üzerine yazılmış yazılar da ilgi çekicidir.
Şerif Mardin’in ideoloji yaklaşımı tarihsel ve fenomonolojik bir kavrayışa sahiptir. Bilim ve ideoloji arasında bir ayrıma giderek, bilimin formel işlemlere dayalı bir alan olduğunu belirtirken, ideolojinin farklı dünya kavrayışları nedeniyle geliştirilen ve toplumun farklı kademelerinde değişik anlamlar ve türlü yansımaları beraberinde getiren sembolik bir dil anlayışı olduğunu belirtir. Şerif Mardin ideolojiyi Yumuşak ve Sert ideolojiler olarak iki farklı tanımda oluşturur. Devletin yönetim erkini elinde bulunduran küçük burjuva ve aydın kökenli kadrolar iktidarını paylaşmadan bazı dayatmalarla toplumu yaratmaya çalışmıştır. Devletin dayattığı Seküler-Modern Din anlayışı ile halk arasında Osmanlı döneminde kalan Ümmet fikri karşı karşıya gelmiştir. Bu karşı karşıya gelişte devletin pek önem vermediği ya da imkânsızlıklar nedeniyle geri planda kalan bölgelerde modern ulus-devlet yapısının eksik kaldığı yerler ümmet anlayışından dolayı ara tabakalarla doldurulmuştur (mesela nurcular) yani öğretmenin olmadığı yerde kuran kursları, doktorun olmadığı yerde üfürükçüler gibi. Ümmet yapısı ile din ideolojisi Cumhuriyet döneminde kaynaşmış bir yapı ortaya çıkarmıştır. Şerif Mardin’in ilk olarak 1969 yılında yayımlanan Din ve İdeoloji kitabında ortaya attığı, halkın kendi dini inanışlarının yönetici elitten bağımsız olarak devam ettiğini belirten –Volk İslam- şeklinin bu çerçeve de Türkiye için yumuşak ideoloji olduğunu söyleyebiliriz.
Şerif Mardin’in metodolojisi günümüzde onun Türk Sosyolojisinde önemli bir yere gelmesini sağlamıştır. Son yıllarda Mardin’in çalışmaları üzerine birçok makaleler, dergiler ve kitaplar yayımlanmıştır. Doğu-Batı yayınlarından çıkan bu kitapta bu çalışmaların en yenisidir. “Şerif Mardin okumaları” kitabında Mardin’in uzun yıllardır oluşturduğu Merkez-Çevre, Din Sosyolojisi, Jön Türkler, Türk Modernleşmesi, İdeoloji vb. konuları üzerine makaleler bulunmaktadır. Ayrıca Mardin’in günümüzde oldukça popüler olmasına neden olan düşünceleri üzerine yazılmış yazılar da ilgi çekicidir.
