| 21 Aralık 2009
Türkiye solunun henüz kısa sayılabilecek tarihinde, bilgisi, enerjisi ve direngenliği ile sosyalist hareketin öğrencileri için ders dolu geçmişini yaratan mücadele önderlerimiz sayılıdır. Behice Boran’ın bir bilim insanı iken politikaya sürüklenmesi ve Türkiye siyasetinin sayılı önderlerinden biri haline gelmesi, günümüzün mücadele neferleri için çok şey ifade ediyor. Uzun ömrünü sosyalizmin bu topraklarda kök salması için harcayan bu yiğit kadının, halkı için mücadele etmeyi görev bilen çelik disiplininden ve devrimci inadından hala öğrenecek çok şeyimiz var. Uzun ve çileli ömrünü ortakçı bir toplum yaratma savaşında harcayan Behice Boran, bir sosyalistin nasıl yaşaması gerektiğinin asla eskimeyecek bir örneği.
Okumuş insanların halkına karşı sorumlu olduğunu bilen Behice Boran, ülkesini ve toplumunu ilerletebilmek için önce onu tahlil etmek gerektiğinin farkına varması ile başlayan bilimsel açlığını, ABD’de öğretilen sosyoloji ile doyuramayınca arayışa girer. Sosyolojinin tatmin edemediği arayışı onu Marksizm’e götürür ve Marksizm ile tanışması ile bildiği her şeye farklı bir açıdan bakmaya başlar. Fikirleri, Marksizm’in yol göstericiliğinde geliştiğinde ve somut durumlara karşı Marksist çözümlemeleri kullandığında, teoriyi pratiğe geçirmenin önemini ve belki de zorunluluğunu kavrar. Bundan böyle Behice Boran’ın hayatı Marksist-Leninist ilkelerin hayata geçirilmesi için gireceği mücadele yolunda anlam kazanacaktır.
Toplumsal mücadele tarihimizin en önemli kadını olarak Behice Boran’ın toplumsal dönüşümün yasalarını kavrama ve mücadeleye bilimsel bir temel kazandırma çabası, sosyalizmin Türkiye’de gelişmesi ve kök salması için büyük bir adımdır. Siyaset ile bilim arasındaki açının kapanması için harcadığı çaba ve pratikteki yansımaları, solun yükselişte olduğu yıllarda mücadeleye atılan bir kuşağın yol göstericisi olmuş ve bilimin yol göstericiliğinde bugünlere uzanan mücadele pratiğini miras bırakmıştır.
Behice Boran, Marksizm’in ve sosyalizmin bu ülkedeki ilk öğretmenlerinden biriydi. Henüz hiçbir Marksist klasiğin çevrilmediği ve sosyalizmin teorisinin savunucuları tarafından dahi bilinmediği bir zamanda, Türkiye solcularına işçi sınıfının ideolojisini öğretmeye başlamıştı. Boran, TİP’in etrafında kümelenmeye başlayan sol ve ilerici birikimin, bilimsel sosyalizmle, sınıf mücadelesi ve sosyalist devrim teorisi ile tanışmasında en büyük pay sahiplerinden biridir. Entelektüel birikimini, yüksek hitabet yeteneği ile birleştirip, eline geçen her fırsatı, her konumu öğretmek için kullanmıştır. Bu anlamda, akademisyenliği bırakmak zorunda kalsa da hocalığı hiçbir zaman bırakmamıştır. Birinci TİP’in kongre ve toplantılarında, kendisini konuşturmamaya çalışan MDD’ci gençlere ‘’susup dinleyeceksiniz’’ diyerek sabırla öğretmenlik yapan, üniversitedeki kürsüsünü elinden alanlara, önce meclis kürsüsünden daha sonra da sanık kürsüsünden ders veren Behice Hoca’dır o.
12 Eylül sonrası parti kararıyla yurtdışına çıkan ve Belçika’ya iltica talebinde bulunan Behice Boran, Belçika basının uygun gördüğü tanımlama ile ‘’Moskova tipi bir komünist’’ olarak, toplumsal dönüşümün ancak sınıfların bilinçli eylemi ile olacağına inanmış ve her zaman partili bir devrimci olmuştur. Türkiye İşçi Partisi’ni işçi sınıfının çelik çekirdeği yapma yolunda, Türkiye’de geleneksel Marksist-Leninist çizginin oluşmasında büyük katkı koymuştur. Bu haliyle, hem teorik birikimi hem de siyasi duruşuyla, dünya komünist hareketinin sayılı liderlerinden biridir.
"Devrimci, iyimser olmalıdır." diyen Behice Boran, tutuklamalarla, hapislerle, sürgünlerle geçen sosyalizm mücadelesinde, hiçbir zaman geri basmamış, son nefesine kadar doğru bildiği yolda inatla yürümüştür. Sosyalizm mücadelesinin ‘bir uzun yürüyüş’ olduğunun bilincinde olan Boran’ın, karşılaşılan tüm zorluklara karşı dirençli ve kararlı duruşu, yoldaşlarına ve mücadeleye umut bağlamış insanlara her daim moral kaynağı olmuştur. 80 sonrası sol kuşağın maruz kaldığı tahribat ve yaşanan savrulmaları düşündüğümüzde, Boran’ın sarsılmaz çizgisi, doğruda durmanın adeta bir manifestosu oluyor.
Sol hareketlerin büyük bir ideolojik saldırı altında olduğu günümüz Türkiye’sinde, siyasi mücadelesini ideolojiden ödün vermeden yürütmeyi ilke edinen Behice Boran’ın mücadele geleneği, sosyalizm savaşında savrulmadan yürüyenlere yol gösteriyor. Yürünen yolun doğruluğu ve haklılığı, yola çıkanların en büyük gücüdür. Mücadelede uzun solukluluğun kendini her zamankinden çok dayattığı bir zamanda soluksuz kalmamak, hep diri ve başı dik yürüyebilmek için, Boran’ın kararlığı gelecek kuşaklara güç veriyor.
