| 24 Kasım 2009
"Türk yenilikçi hareketler tarihi, aynı zamanda Türk gericiliğinin tarihidir." Bu, Yalçın Küçük’ün Aydın Üzerine Tezler’inde ortaya koyduğu, Türk modernleşmesini anlamak için bize yol gösteren tezlerinden biridir. Bu tezin takip edeni, "Türk yenilik hareketi, yeniliğe düşman halkı yenilikçi yapabilme serüvenidir" şeklinde formüle edilmektedir. Bu yüzden, Türkiye’de ilericilik-gericilik kavgasının ideolojik zeminini, hangi tarafın halkla bütünleşebildiği üzerine ortaya atılan argümanlar oluşturmaktadır. Bu kavgada gericilerin en temel argümanını, yenilik hareketlerinde bir avuç asker-sivil bürokratın iktidara zorla el koyduğu ve yeni düzenin halka tepeden inme bir şekilde dayatıldığı iddiası oluşturmaktadır. Türk siyasal yaşamının en keskin sıçramalarından biri olan 1908 Devrimi’nin, tepeden inme bir bürokratik reform hareketi olduğu iddiası da gerici ideologların çok sık tekrarladığı bir tezdir.1908 yılı için resmi tarih yazımının uygun gördüğü ' II. Meşrutiyetin' tanımı, devrimin eski düzenden büyük bir kopuş olduğunu gizlemesi yanında, 1908'e giden süreçte yaşanan ve monarşist düzeni tepeden değil temelinden sarsan olayları görmezden gelmeye yarıyor. Devrimin, birkaç isyankâr subayın dağa çıkması ile değil, onu önceleyen çok ciddi bir halk kabarması ile şekil kazandığını, Aykut Kansu'nun 1908 Devrimi adlı radikal çalışmasından okuyoruz. Kansu'nun özellikle dikkat çektiği 1906–1907 vergi ayaklanmaları,1908 giden yolda imparatorluğun pek çok bölgesinden yaşanan sivil itaatsizlik eylemlerini gün yüzüne çıkarıyor. Pek bilinmeyen bu kısa dönemde, halkın rejime ve rejimin yozlaşmışlığını simgeleyen monarşist bürokrasiye karşı kalkışmaları, 1908 öncesinde İttihat ve Terakki'nin Anadolu'daki faaliyetleri ve kurmak istedikleri anayasal düzen için yaptıkları propagandanın içeriği, ortaya çıkan hareketin bir reformdan çok daha fazlası olduğunu kanıtlıyor.
Kökten bir devrim için şartların olgunlaşması ve halka devrimci propaganda için İttihatçı ajanlara gerekli motivasyonu sağlaması açısından 1906'da patlak veren sivil itaatsizlik eylemlerinin büyük önemi vardır. Vergi ayaklanmalarının bir temsil sorunu haline gelmesi, tıpkı Fransız Devrimi'nde olduğu gibi halkın monarşiye karşı eşitlik taleplerinin ateşlenmesini sağlamıştır. Kıtlık ve parasızlığın had safhada olduğu Anadolu vilayetlerinde yeni vergiler alınmak istenmesi ile baş gösteren ayaklanmaların, çok kısa sürede mevcut rejimin yönetme hakkının sorgulanmasına dönüşmesinde, İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin yürüttüğü etkili kışkırtma faaliyetlerinin büyük etkisi vardır. Halk, meşruiyetini sorguladığı vergide kendi hakkı olduğunu görür ve artık bu hakkı kendinde toplayan monarşist rejimin kendisi sorgulanır hale gelir. Bu durum, tek çözüm yolunun kökten bir değişim olduğunu savunan devrimcilerin haksız vergiler altında ezilen halka ve ayrıca aç ve parasız bırakılmış askerlere dağıttıkları bildirilerde, yayınladıkları deklarasyonlarda da görülür. 1908 devrimcileri, yıkmak istedikleri düzenin yerine ne koyacaklarını biliyor ve bunu halka açıkça ilan ediyorlardı. Tüm adaletsizliklerin kaynağı olarak monarşist rejim gösterilmekte ve bunun yerine özgürlükçü bir anayasal düzen önerilmekteydi. Irk ve din ayrımı gözetmeksizin herkesin eşit hak ve yükümlülüklerinin olacağı yeni bir "vatandaşlık" kavramı yerleştirerek, her anlamıyla modern bir devlet kurmak istiyorlardı.
1905 Rus ve 1906 İran devrimlerinin mutlakıyetçi rejimlerin devrilebileceğini göstermesinden sonra, 1906–1907 vergi ayaklanmaları, 1908 isyanı için devrimcilere gereken güveni sağlamıştı. Artık devrim için tek gereken fitili ateşleyecek bir kıvılcımdı. Rus Çarı ve İngiliz Kralı arasında yapılan Reval görüşmelerinde Makedonya bölgesinin geleceğinin görüşülmüş olması, Makedonya'da yaşayan halk ve askerlerde huzursuzluk yaratmıştı. Bu durum İttihatçıları acil harekete zorladığı gibi, devrimi ateşlemek için gereken kıvılcımı da sağladı. Devrime dönüşecek olaylar silsilesi 3 Temmuz'da Kolağası Niyazi Bey'in Resne'de ayaklanması ile başladı. Ayaklanma birkaç gün içinde bölgedeki tüm askeri birliklere sıçradı. İttihatçı subaylar merkezden gönderilen görevlileri İstanbul'a geri gönderdiler. Reval görüşmelerinin yarattığı gergin ortama yerinde müdahalelerde bulunan İttihat ve Terakki ajanları, halkın hoşnutsuzluğunu kendi arkalarına almayı bildiler. İstanbul'daki yönetimin ve Abdülhamid'in tüm çabalarına rağmen ayaklanma büyüdü ve 23 Temmuz'da Makedonya'nın kurtarılmış vilayetlerinde anayasal rejim ilan edildiği duyuruldu. Çaresiz kalan Sultan Abdülhamid 24 Temmuz'da Meclis-i Mebusan'ın açılması ve hemen seçimlere gidilmesini emreden bir duyuru yayımlamak zorunda kaldı. Böylece mutlak monarşi, bir daha geri gelmemek üzere tarihe karıştı.
Yalçın Küçük, 27 Mayıs üzerine yaptığı bir söyleşide 1908 Devrimi için Halide Edip'ten aktararak "O gün Türkiye'de hiç kimse suç işlemedi" diyordu. Devrim sonrası imparatorluğun dört bir yanında yapılan kutlamalar, hareketin yukarıdan değil aşağıdan geldiğinin en güzel kanıtıdır. Devrim, halkta biriken hoşnutsuzlukların üzerine büyük bir rahatlama sağlamıştır. İstanbul'da devrim coşkusu ile yürüyen onbinlerin ilk talepleri, eski rejimin bürokratlarının, hafiyelerinin görevden alınması ve politik sürgünlere af çıkarılması olmuş; kısa sürede hem halkın hem de basının tepkisi ile monarşist düzenin bürokratları görevden çekilmek zorunda kalmıştır. 1908 Devrimi, halkın despotluğa karşı ayaklanıp kendi temsil mekanizmalarını yerleştirdiği kökten bir değişim olmuştur. Buna karşın, Türk modernleşmesini 1923'ten başlatan geleneksel tarih yazımı ile modernleşme hamlelerini halktan kopuk ve tepeden inme gören gerici ve liberal tarih yazımı 1908'i görmezden gelmek, sıradan bir reform hamlesi saymak konusunda birleşiyor. Halk hareketlerine duyulan korku ile ilericilik düşmanlığı birbirini tamamlıyor. Yine Yalçın Küçük'ün Aydın Üzerine Tezler'inde belirttiği gibi: "Militan Kemalizm, vulgar solculuk ve Türk gericiliği bir yerde birleşiyor. Rastlantı sayılmamalı; vulgar solculuk, gericilik demektir."
1908'in geç kalmış bir burjuva devrimi olarak getirdikleri; cumhuriyet ile cisimleşecek ileri reformların yanında, ilk kez padişahın yetkilerini kısıtlayıp hükümeti seçilmiş bir meclise karşı sorumlu hale getirmesi, ilk kez bu topraklara "vatandaşlık" kavramını kazandırması, farklı din ve etnisiteden insanları hukuken de olsa eşit konuma yükseltmesi. vb. geri dönülemeyecek şekilde anayasal rejimi ve modern devleti esas alan uygulamaları, devrimin tarihsel kazanımlarıdır. 1908'den itibaren, seçilmiş bir meclis ve anayasası olmadan ülkeyi yönetmenin mümkün olmadığı doktrini hakim kılınmıştır. Devrimin bu yönden sağlamlığı ve kalıcılığı, ilerlemenin itici gücünün halk olduğunu gösteriyor.
Tüm bunların yanında 1908 Devrimi'ni anlamak, izleri bugün de görülen bir ideolojik saflaşmanın ve politik hesaplaşmanın kökenlerine ulaşmayı sağlıyor. Devrimin ortaya çıkardığı büyük karşı devrim dalgasının ve sonrasında başlayarak bugüne kadar uzanan siyasi ayrışmanın hedefleri, 1908'in ortaya çıkardığı değerler üzerinden bir hegemonya mücadelesini işaret ediyor. Halkı yeniden tebaa haline getirerek istibdadı yeniden diriltmek isteyen siyasi kampın, hürriyetten geri dönüşe izin vermeyen ittihatçı-jakoben damarı kurutmak istemesi, bağımsızlıkçı-aydınlanmacı-yurtsever bir kampın kurulmasını zorunlu kılıyor. Çünkü Türkiye'de ilericiliğin halk desteği vardır ve halk günü geldiğinde despotluğa karşı ayaklanır. 1908'in bugünlere bıraktığı mirasın anlamı ve yüklediği ödev buradadır.
En Çok Okunan Yazılar
- Jakobenizm ve Robespierre
- Kürt Sorununda Çözüm Nerede?
- Bizans Tarihine Giriş
- Yön-Devrim Hareketi: Jön Türkist Bir Hareket
- Kadro Hareketi: Yolunu Yitirmiş Bir Akım
- Kürt Raporu: Cumhuriyetin ve Kürt Siyasetinin Tasfiyesi
- Sherlock Holmes'ten Teoriye Methiyeler
- Bir Diktatörlüğün Anatomisi
- Gramsci’yi Yeniden Okumak
- Moskova Tipi Bir Komünist: Behice Boran
En Beğenilen Yazılar
- Varoluşçuluk Bir Anti-Hümanizmdir!
- Schelling’in Felsefî Soruşturmalar’ına Bir Derkenâr
- Devrimin Tarihyazımı
- Sovyetler Birliği Üzerine Ezberi Bozmak
- Sherlock Holmes'ten Teoriye Methiyeler
- Bizans Tarihine Giriş
- Liberal İdeolojinin Jön Türklerdeki Kökeni
- Liberal Darbelerin Analizi
- Yitirilen Masumiyete Ağıt
- Jakobenizm ve Robespierre

Kritik-Kitaplar


