| 04 Temmuz 2009
Angelica Balabanov 1878 yılında Ukrayna'da doğdu. Brüksel`deki öğrencilik yıllarında sol düşünceyle tanıştı ve ülkesindeki baskıdan kaçarak Roma'ya gitti, İtalyan Sosyalist Partisi'ne üye oldu. Lenin'le ilk tanışması 1907 Londra Konferansı'nda gerçekleşti ve 1915 yılından itibaren Lenin'le doğrudan çalışmaya başladı. III. Enternasyonal'in sekreterlik görevini yerine getiren Balabanov daha başından beri uyuşamadığı ve karşı çıktığı Bolşevizmle yollarını 1921'de ayırdı ve devrimin vatanı Sovyetler Birliği`ni terk etti.Balabanov'un Lenin'le olan ilişkisini yakından görünce bir şeylerin ters olduğunu düşündüren bir durum çıkıyor karşımıza. Nasıl oluyor da Bolşevizme açıktan karşı çıkan bu kadın Lenin'in saygısını kazanıyor ve Lenin'in bizzat kendisine Bolşevik yöntemlerin iğrençliğinden bahsedebiliyor. Daha önemlisi ülkeyi terk etmek istediğinde de buna herhangi bir şekilde engel olunmuyor. Kendi deyimiyle :
“Prensiplerinden dolayı herhangi bir zulme maruz kalmadan devrimin vatanını terk eden ilk ve hatta belki de tek sosyalist militandım.”
Durumu anlamak için tablonun derinine inmek gerekiyor. Önce Balabanov'un gözünden Lenin'in , Troçki'nin, Stalin'in ve genel olaral Bolşevizm'in bir portresini çizelim.
Balabanov'un altını özellikle çizdiği nokta şu ki, Lenin'in çıkarını düşünmeyen fedakar bir insan olduğundan kimse şüphe etmiyordu. Soğuk ve çekingen biri olan Lenin, kendini kişisel bir kült haline getiren her şeyden özenle sakınan ve bu tavrını açık bir şekilde belli ettiği için de ona yaklaşan kimsenin onu pohpohlamaya cesaret edemediği bir karakterdi .
Balabanov'a göre devlet adamı Lenin ile özel yaşamındaki Lenin arasında bir aykırılık yoktu. Siyasi, idari en küçük hataları affetmeyen Lenin'in bu özelliğine örnek olarak, eşi Nadezhda Krupskaya'nın parti toplantılarında yeterince bulunmaması nedeniyle Merkez Komite tarafından resmi uyarı alması ve eleştirilmesi gösteriliyor.
Kitlelere hitap eden Lenin, Balabanov'a göre kitleyi etkilemek için hiçbir çabada bulunmuyordu ve gelebilecek alkışlara olanak vermemek için konuşması sırasında hiç duraklamıyordu. Lenin'in tek amacı Bolşevizmi özümsettirmekti, ister küçük bir gruba isterse dünyanın dört bir yanından gelen büyük kalabalıklara hitap etsin, aynı ses tonunu ve örnekleri kullanıyordu.
Balabanov'a göre Lenin'in bir diğer önemli özelliği de, Bolşevizme aykırı gördüğü herkesi hainlik, sahtekarlık ve rüşvetçilik ile suçlama alışkanlığıydı. Bunun sebebini bizzat Lenin'e sorduğunda şu cevabı alıyor :
“Proletarya davasının lehine yapılan her şey şereflidir.”
Turgenyev `DüzYazı Şiirleri` eserinde, Rus devriminin kahraman öncüleri çerçevesinde Bolşevizmi şöyle anlatıyor :
“Sen, bu eşikten geçecek genç kadın, seni nelerin beklediğini biliyor musun?”
“Biliyorum.”
“Soğuk, açlık, düşmanlık, hor görme, ironi, utanç, hapishane, hastalık ve ölüm.”
“Biliyorum ve bütün bunları yaşamaya hazırım.”
“Bütün bunlar sadece düşmanlarımızdan değil akrabalarımızdan ve dostlarımızdan gelse bile mi ?
“Evet, o zaman bile.”
“Suç işlemeye de hazır mısın?”
“Bunun için de hazırım.”
“Yanılabileceğini, genç yaşta hayatını bir hiç uğruna feda edebileceğini düşündün mü?”
“Bunu da düşündüm.”
“O halde, içeri gir.”
“Birisi 'Ahmak!' dedi.”
“Birisi de 'Aziz!' diye karşılık verdi.”
Balabanov yakından tanıdığı Toçki ile Lenin için şu karşılaştırmayı yapıyor; Lenin açıklayıp öğretti, Troçki karar verip emretti. Onun gözünde Troçki, başkalarının kendisi hakkındaki fikirlerine çok önem veren, herkese ve her şeye tepeden bakma alışkanlığına sahip, kendine aşırı güvenen, övülme ve beğenilme arzusu duyan bir kişiydi. Balabanov'a göre Lenin'le zıt karakterdeki Troçki'yi, Lenin kişisel olarak sevmiyordu. Fakat Bolşevizmin bir aracı olarak Troçki'nin olağanüstü yeteneklerinin hakkını veriyordu. Balabanov, Troçki'nin Bolşeviklerin başarısından etkilendiğini söylüyor ve Troçki'yi geçmişte Bolşevikliğe karşı işlemiş olduğu suçları affettirmeye çalışan, kraldan fazla kralcı ve diğer Bolşeviklerden daha uzlaşmaz bir çizgide görüyor. Ayakkabısı olmadığı için Troçki'yi ziyarete gelemeyen babasına Troçki'nin ayrıcalık yapmayıp ayakkabı almadığının da canlı şahidi oluyor Balabanov. Bir diğer nokta şu ki, Balabanov'a göre Troçki partideki yanlışları fark ediyordu fakat zayıflık gösteriyor ve Bolşevikliğinin sorgulanmasından korkuyordu. Troçki'nin ağzından şu örneği veriyor :
“Benim ne yapmamı istiyorsun, sevgili yoldaş Angelica? Onların iğrenç yöntemlerine ne kadar karşı olduğumu sen de biliyorsun.”
Bu örneğe karşın Troçki'nin aynı yöntemleri büyük bir rahatlıkla savunarak yerine getirdiğine şahit oluyor Balabanov. Stalin ile mücadelesinde Troçki'yi haklı gören Balabanov bu durumu daha sonra ona hatırlatmaktan çekinmiyor.
Stalin'i ise Lenin'i izleyen kötü bir karikatür olarak tasvir ediyor Balabanov. Balabanov'a göre Sovyet rejiminin ahlaken çöküşünde Bolşeviklerin uyguladıkları yöntemler ana nedendi. Onun için Stalin'i günah keçisi yapmıyordu fakat, bu yöntemleri yüceltip iyice hızlandırdığını düşündüğü Stalin'i, çöküşe katkısı niceldir, diyerek eleştiriyordu.
Peki yöntemler neydi ? Balabanov'a göre Lenin için önemli olan bir kişinin ona şartsız itaat etmesiydi. Ona verilen görevi sorgulamadan gerekirse birine iftira atması, gerekirse Avrupa'daki sosyalist partileri bölmek için yalan kampanyaları başlatması önemliydi. Birlikten yana olan olan Balabanov, Lenin'in; 'bölünün, bölünün ve tekrar bölünün' yaklaşımını yanlış buluyordu. Özellikle Lenin'in İtalyan Sosyalist Partisine karşı olan tutumu onu çok yaralamıştı. Lenin için önemli olan bir hareketi kontrol altına alabilmekti.Ona göre Lenin dünyayı bir satranç tahtası olarak görüyordu ve insanları onların geleceği adına bir piyon olarak kullanıyordu. Balabanov, Kronstadt`taki ilk işçi grevinin kanla bastırılmasını kabullenemiyordu. İşkencenin ve idamın sosyalist bir iktidarın kesinlikle izin vermemesi gereken eylemler olduğunu düşünen Balabanov, hapishanelerin farklı düşünen devrimcilerle dolduğunu, kötü muamelenin sürdüğünü söylüyor ve bu durumu düzeltmek için hapishanede görev almak istediğinde Lenin'den şu cevabı alıyor :
“ Bütün bu acılar arasında bir gün bile dayanamazsın”
Balabanov'a göre Lenin, hayatını adadığı dünyanın yıkıcılığını yine kendisi yapıyordu. Bolşevik geleneğin, amaç aracı haklı kılar, ilkesi kendini beğenmiş, kibirli karakterde insanlar yaratıyordu. Lenin'in farkı bu ilkeyi kullanırken otoriteyi istismardan uzak kalabilmesiydi. Fakat parti üyesi pek çok kişi bu durumdan oldukça uzaktaydı. Lenin de durumun farkındaydı ve böyleleri için bir kelime bile uydurmuştu: com-chvanstvo, yani; kendini beğenmiş komünist.
S.S.C.B den ayrılmak için Lenin'in yanına kimlik belgesi almak için gittiğinde, aralarında şu son konuşma geçiyor :
......
"Öyleyse neden gidiyorsunuz, neden kalmıyorsunuz ?"
"Biliyorsunuz...Rusya'nın belki de benim gibilere ihtiyacı yoktur."
"Onun böylelerine ihtiyacı var ama böyle insanlar yok..."
Açık ki Balabanov, demokrasi olmadan sosyalizm olmaz diye düşünen birisi, militan bir sosyalist ve Lenin de bunun bilincinde. Fakat Lenin'i anlamaya yetmiyor bu. Öncü parti teorisini olsun, Rusya'nın şartlarını olsun, dünya devrimine Lenin'in bakışını olsun tam olarak göremiyor. Lenin'in oynadığı 'satranç' tahtasını bütünlüklü göremediği oranda ondan uzaklaşıyor. Lenin'in aynı uzaklaşmayı yozlaşan komünistlerle de yaşadığını söylüyor Balabanov. Sonuna kadar da Lenin'in, gördüğü bu felaketi önlemeye çalıştığını belirtiyor. Bir pişmanlıkla Lenin'in son sözleri hakkında şöyle söylüyor :
“...bu sözlerin trajik anlamını kavrayabilseydim, durumu değiştirebileceğimden değil de Lenin'le olan dayanışmamı ve onu anladığımı göstermek için orada kalırdım.”
Fakat Lenin'in bunu gördüğüne şüphe yok. Lenin için Balabanov ilkeli, yozlaşmayan, taviz vermeyen birisidir. Böyle olmasa böyle bitmezdi...
En Çok Okunan Yazılar
- Jakobenizm ve Robespierre
- Kürt Sorununda Çözüm Nerede?
- Bizans Tarihine Giriş
- Yön-Devrim Hareketi: Jön Türkist Bir Hareket
- Kadro Hareketi: Yolunu Yitirmiş Bir Akım
- Kürt Raporu: Cumhuriyetin ve Kürt Siyasetinin Tasfiyesi
- Sherlock Holmes'ten Teoriye Methiyeler
- Bir Diktatörlüğün Anatomisi
- Gramsci’yi Yeniden Okumak
- Moskova Tipi Bir Komünist: Behice Boran
En Beğenilen Yazılar
- Varoluşçuluk Bir Anti-Hümanizmdir!
- Schelling’in Felsefî Soruşturmalar’ına Bir Derkenâr
- Devrimin Tarihyazımı
- Sovyetler Birliği Üzerine Ezberi Bozmak
- Sherlock Holmes'ten Teoriye Methiyeler
- Bizans Tarihine Giriş
- Liberal İdeolojinin Jön Türklerdeki Kökeni
- Liberal Darbelerin Analizi
- Yitirilen Masumiyete Ağıt
- Jakobenizm ve Robespierre

Kritik-Kitaplar


