| 29 Mayıs 2009
Sırf, Halil İnalcık’ın 1958 yılında Osmanlı Padişahına ilişkin “Müslümanları şeriat yoluyla sevk ve idareye, Allah tarafından tevkil edilen Halife-Sultana mutlak itaat gerekir… tebaa, oğlun babaya karşı gösterdiği mutlak itaati göstermek mecburiyetindedir… Ehemmiyetli olan nokta, her şeyde mutlak bir şekilde hâkim olan bölünmez bir otorite fikri ve bunu tam manasıyla gerçekleştirmek üzere teşkilatta meydana getirilen inkişaftır.”Halil İnalcık, “Osmanlı Padişahı”, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisi, c. 13, no.4, 1958, s. 74-78. satırlarının; Bizans İmparatoru’na dair kaleme alınan “Devlet, imparator ve onun askeri ve idari cihazında teşahhus etmektedir. İmparator tanrının seçtiği kişidir, takdir-i ilahi onda tecessüm etmiştir. Bütün devlet idaresinin başı, ordunun başkumandanı, en yüksek hâkim ve yegâne kanun koyucu, kilisenin hamisi ve doğru inancın koruyucusu odur… verdiği hükümler kesin ve gayr-ı kabil-i itirazdır… Devletin başkanı sıfatıyla imparator pratik anlamda kayıtsız şartsız bir kudrete sahiptir.”Georg Ostrogorsky, Bizans Devleti Tarihi, Çev. Fikret Işıltan, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara, 1981, s. 229. tespitleriyle birlikte okunması bile, iki imparatorluk arasındaki sürekliliklere yönelik fikir vericidir. Burada şüphesiz, Osmanlı’daki çoğu kurumun neredeyse tek kaynağının, Bizans toplumsal-siyasal örgütlenmesi olduğu yollu, Halil Berktay’ın deyişiyle “eski oryantalizm”in iddialarıyla araya oldukça geniş bir mesafe koymak gerekiyor.Türkiye’deki tarihyazımında, sözü edilen mesafe koyma çabasının bilimsel bir metodolojiyle gerçekleştirilmesinin ilk örneği için bkz. Fuad Köprülü, Bizans Müesseselerinin Osmanlı Müesseselerine Tesiri, İstanbul, 1931. Ancak söz konusu mesafe koyma çabası, hemen hemen aynı coğrafi bölgeler üzerinde varlığını sürdüren iki imparatorluk arasındaki benzerlikleri tümden reddeden ultra-milliyetçi eğilimlere karşı da uyanık olmak durumunda. Türkiye’deki tarihçiliğin en önemli kalemini oluşturan Osmanlı çalışmalarının mevcut hali ise uyanıklık bir yana, muhtemelen bilinçli bir tercihle bahsi geçen gayrı bilimsel tutumu yansıtmakta. Bu durumun en büyük göstergesi de bizzat Osmanlı araştırmalarının Türkiye tarihçiliğindeki payına karşılık, Bizans çalışmalarının neredeyse sıfır düzeyinde olması. Bizans çalışmalarına yönelmek ise, tüm tarih çalışmalarında olduğu gibi, her şeyden önce bir perspektif sorunu. Şu söylenebilir: Türkiye tarihçisi ya da okuru, Bizans’ı “öteki” olarak algılama eğilimindedir. Bizans’ın ya Osmanlı’ya bıraktığı miras tümden inkâr edilmeye çalışılacak bir konu, ya Türklerin “amansız düşman”ı, ya da İslamiyet’in ilerlemesinin önünde aşılması gereken bir engel olarak okunageldiğini söylemek mümkündür. Bu tutum ise şüphesiz, 20. yüzyılda ortaya çıkan ve tarihçiliğin amentüsü haline gelen “anlama”yı dışlar. Dolayısıyla Bizans’ı anlamak için durulması gereken ilk durak içeriden bir bakışla, daha doğrusu araştırmanın öznesini merkeze alan bir perspektifle yapılacak olan okumadır. Georg Ostrogorsky’nin Bizans Devleti Tarihi adlı kitabı her şeyden önce okura açıklanmaya çalışılan perspektifi kazandıran bir çalışma.Ostrogorsky’nin kitabı, ilk yayımlanışının üzerinden aşağı yukarı 70 yıl geçmiş olsa da, hala daha Bizantinistik alanda Alexander Alexa Vasiliev’in Bizans İmparatorluğu TarihiBu kitabın Türkçe çevirisi de mevcuttur. Bkz. A. A. Vasiliev, Bizans İmparatorluğu Tarihi, Çev. Arif Müfid Mansel, Maarif Matbaası, Ankara, 1943. adlı çalışmasıyla birlikte en kapsamlı eser durumundadır. Kitapta, 4. yüzyılın ilk çeyreğinin sonlarından 15. yüzyılın ortalarına dek geçen süreçte, Bizans Devleti’nin tarihi ana hatlarıyla verilir. Bu kadar uzun bir tarihsel süreci, tek bir kitapta konsantre bir biçimde sunma işinden de bunun ötesini beklemek haksızlık olur. Dolayısıyla, Ostrogorsky’nin bu hacimli çalışması, Bizans tarihine giriş için oldukça yeterli ve tatmin edici bir nitelik taşısa da sözü edilen neden, bazı sınırlılıkları da beraberinde getirir.
Söz konusu kısıtlara ilişkin en dikkat çekici nokta, kitabın adının da yansıttığı gibi “Bizans Devleti” ile sınırlı olmasıdır. Tarihin modern bir disiplin olarak ortaya çıkışıyla birlikte tarihyazımında egemen hale gelen, merkezine siyasal kurumları, “büyük adamlar”ı ve olayları alan yaklaşım, Ostrogorsky’nin çalışmasının omurgasını oluşturur. O kadar ki, kitabı oluşturan bölümler ve dolayısıyla Bizans tarihine ilişkin periyodizasyonlar, tahta oturan imparatorların devirlerine göre inşa edilmiştir. Ancak, kitabın yayımlandığı tarih olan 1940’lar bilindiği gibi tarihyazımında “eski” paradigmanın yavaş yavaş ortadan kalktığı bir dönemdir ve Ostrogorsky’nin çalışmasında da bu sürecin izleri sürülebilir. Öyle ki, incelemede yer yer, tarihyazımının “geleneksel” biçimlerini izleyen anlatım, Bizans siyasal ve toplumsal düşüncesi, sosyal yaşam, sınıf mücadeleleri gibi kalemlere yedirilerek okuyucuya sunulmaya çalışılıyor ancak gene de kitaba damgasını vuran yaklaşım olay-tarihtir. Fakat tarihyazımına ilişlkin eski paradigmayı eleştirirken unutulmamalı ki, doğru düzgün bir kronolojik hat, daha doğrusu “siyasal tarih”in tüm zaaflarıyla birlikte de olsa çizdiği izlek olmadan, toplumsal tarihin sunabileceği olanaklardan yeterince verim alınamayabiliyor. Bu nedenle de Ostrogorsky’nin kitabı, Bizans tarihine giriş için, konuya ilişkin diğer kaynaklarla da beslenmek kaydıyla, oldukça faydalı bir çalışma.
En Çok Okunan Yazılar
- Jakobenizm ve Robespierre
- Kürt Sorununda Çözüm Nerede?
- Bizans Tarihine Giriş
- Yön-Devrim Hareketi: Jön Türkist Bir Hareket
- Kadro Hareketi: Yolunu Yitirmiş Bir Akım
- Kürt Raporu: Cumhuriyetin ve Kürt Siyasetinin Tasfiyesi
- Sherlock Holmes'ten Teoriye Methiyeler
- Bir Diktatörlüğün Anatomisi
- Gramsci’yi Yeniden Okumak
- Moskova Tipi Bir Komünist: Behice Boran
En Beğenilen Yazılar
- Varoluşçuluk Bir Anti-Hümanizmdir!
- Schelling’in Felsefî Soruşturmalar’ına Bir Derkenâr
- Devrimin Tarihyazımı
- Sovyetler Birliği Üzerine Ezberi Bozmak
- Sherlock Holmes'ten Teoriye Methiyeler
- Bizans Tarihine Giriş
- Liberal İdeolojinin Jön Türklerdeki Kökeni
- Liberal Darbelerin Analizi
- Yitirilen Masumiyete Ağıt
- Jakobenizm ve Robespierre

Kritik-Kitaplar


