(2 değerlendirmenin ortalaması: 3.00)
Gazete Yazıları
Gazete Yazıları
Karl Marx
Sel Yayıncılık
“... Sorun daha ziyade, bütün sanayi uluslarında, insanların nasıl olup da, gayet açık yanılgılara düşerek, sanki periyodik bir, servetlerini feda etme nöbetine girdikleri ve bunu, on yılda bir tekrarlanan ürkütücü uyarılara karşın yaptıklarıdır. Bu, genel kendini kandırma, aşırı spekülasyon ve hayali kredi mevsimlerini yaratan toplumsal koşullar nelerdir? Bunları bir kez belirledikten sonra, karşımıza gayet net bir alternatif çıkacaktır. Bunlar ya toplum tarafından önlenebilir şeylerdir ya da varolan üretim sisteminin yapısında vardır. İlk durumda toplum krizden kaçabilir; ikinci durumdaysa, sistem devam ettiği sürece bunlara, mevsimlerin doğal değişimleri gibi, katlanılması gerekir."

Yukarıdaki satırları Marx’ın, ABD’de yayınlanan bir günlük gazete olan New York Tribune’de 4 Ekim 1858’de yayınlanan “Britanya’da Ticaret ve Finans” isimli yazısından alıntıladık. Kapitalizmin küresel ölçekli ve eşi benzeri görülmemiş bir kriz evresinde bulunduğu ve kimilerince Marx’ın yeniden keşfedildiği şu günlerde, Marx’la ilgili bir yazıya, krizle ilgili bir alıntıyla başlamak kadar manidar ne olabilirdi ki zaten?

Marx’ın 1853’ten 1862’ye kadar yaklaşık on yıl boyunca New York Tribune için yazdığı köşe yazılarından yapılan seçmelerden oluşan “Gazete Yazıları” Marx’ı ve düşüncesini anlamak açısından önemli ipuçları sunuyor hepimize.

Bu yazılara baktığımızda öncelikle gördüğümüz, yirminci yüzyılın ikinci yarısından itibaren somutlaşan bir figürün, “kamusal entelektüel” figürünün daha 19. yüzyılda Marx şahsında somutlaşmış olduğudur. Onu kendisinden önceki ve de çağdaşı bütün filozoflardan ayıran tam da budur: Marx, fildişi kulesinden dünyaya bakarak felsefi sistemler inşa eden, dünyayı yorumlamakla yetinen, günlük politik ve toplumsal meselelerden uzak filozof tiplemesinin bütünüyle dışında, siyasal ve toplumsal gidişata entelektüel müdahalede bulunmayı ilke edinmiş bir düşünürdür. Bu, “on birinci tez”in hayata geçirilmesidir ve praxisin ta kendisidir: “Filozoflar, dünyayı yalnızca değişik biçimlerde yorumladılar, sorun onu değiştirmektir.”

“Gazete Yazıları”nın içeriği bize, küresel ölçekte düşünen ve küresel ölçekte üreten bir entelektüelle karşı karşıya olduğumuzu kanıtlar niteliktedir. İletişim olanaklarının bugünle kıyaslanmayacak ölçüde kısıtlı olduğu on dokuzuncu yüzyılda Marx’ın ilgisi, Çin’deki Afyon Savaşları’ndan Osmanlı’ya karşı başlayan Yunan İsyanı’na, Amerikan İç Savaşı’ndan Hindistan’daki İngiliz sömürgeciliğine kadar uzanan geniş bir alana yayılmıştır. Üstelik bu alandaki yazıların hiçbiri “gazeteci yüzeyselliği” ile yazılmamıştır. Marksist yönteme özgü bütünsellik gazete yazılarında da iş başındadır ve hakkında kalem oynatılan her ülkeye dair bütün iktisadi, siyasi ve toplumsal parametreler analize ustaca, derinlikli ve herkesin anlayabileceği bir şekilde dâhil edilmiştir.

Genişlik yalnızca coğrafi anlamda da değildir. Marx bir yandan da gazetedeki köşesine yüzlerce sayfalık raporlarının taranmasıyla oluşturulmuş istatistikî verileri kullanarak, İngiltere’de kapitalizmle birlikte akıl hastalarının sayısındaki muazzam artışı, Avam Kamarası’ndan geçen kanunları okuyarak İngiliz işgali altındaki İrlanda’daki toprak kiracısı durumundaki İrlandalıların haklarını ya da fabrika müfettişlerinin raporlarına dayanarak fabrika işçilerinin çalışma saatleri ve koşulları ile bunların sağlıkları üzerindeki etkilerini konu edinen yazılar yazmaktadır.

Yazıların yazıldığı dönemin Marx’ın opus magnumunun, yani Kapital’in ön hazırlık ve sonrasında da yazılma dönemine denk geldiği düşünüldüğünde, uyandırdığı saygı ve hayranlık daha da artmaktadır. Sürgünde, Londra’da çok zor maddi koşullar ve siyasi baskılar altında, bir yandan tüm dünya tarihini değiştirecek bir kitabın yazımı devam etmekte, bunun için yüzlerce iktisatçı, filozof, tarihçi altı çizile çizile okunmakta, raporlar, istatistikler, gazete kupürleri arşivlenmekte bir yandan ise dünyanın neredeyse her noktası an be an takip edilmekte ve üzerine kalem oynatılmaktadır.

Anglikan kilisesine “kapitalizm söz konusu olduğunda Marx kısmen haklıydı” dedirten, ana akım iktisatçıların dürüstlüğünü birazcık da olsa koruyabilmiş olanlarının adını tekrar zikretmeye başladığı ve kitaplarının kitapçı raflarının ön sıralarında yeniden boy göstermeye başladığı kriz günlerinde, onun 2 Şubat 1853 tarihli “Bir Açlıktan Ölüm Vakası” isimli yazısından bir alıntıyla bitirelim biz de. Yoksul bir iğne işçisi olan Henry Morgan’ın açlıktan ölmesi ile ilgili olarak bir gazetede çıkan haberi aktaran Marx şöyle demiş yazısında:

“Bundan daha korkunç bir şey olabileceğini düşünmek bile zor. Hayatının en güzel döneminde, iri yapılı, güçlü kuvvetli bir adam –Londra’dan Stoney-Stratford’a yaptığı uzun şehitlik yürüyüşü- perişan bir halde, çevresindeki ‘uygarlık’tan yardım istemesi –yedi günlük orucu- yurttaşı kişiler tarafından acımasızca terk edilmesi –sığınacak bir yer araması ve bir sığınaktan ötekine kovulup durması- Slade denen kişinin insanlıkdışılığının zirvesindeki davranışı ve bitik adamın sabırlı ve sefil bir halde ölümü; tüm bunlar, seyredenin tam anlamıyla donakalacağı bir resim oluşturuyor.

Barakaya ve boş ahıra sığınmaya kalkarak mülkiyet haklarına tecavüzde bulunduğu kuşkusuz!!!

Refahın orta yerindeki bu açlıktan ölüm olayını Londra City’deki besili bir adama anlatırsanız, 8 Ocak tarihli The London Economist’in sözleriyle yanıt verecektir size: Bu vesileyle, serbest ticaret sayesinde tüm sınıfların zenginleştiğini, ödül umudunun herkesin enerjisini açığa çıkardığını, herkesin kendi üretimini artırdığını ve herkesin yararlandığını görmek çok güzel.”