(5 değerlendirmenin ortalaması: 4.40)
Yeni Soğuk Savaş
Yeni Soğuk Savaş
Mark MacKinnon
Destek Yayınları (Nisan 2008)
Sovyetler Birliği’nin yıkılması ve reel sosyalizmin çözülüşünün ardından emperyalist talana açılan reel sosyalist coğrafyadaki çoğu ülkede, üç beş sene süren liberalizm serabının ardından eski komünist partiler yeniden iktidara geldi; oysa emperyalizmin bu coğrafyayı bir kez daha elinden kaçırmaya tahammülü yoktu. ABD, küresel egemenliğinin devamı için Balkanlar ve Orta Asya’ya da, tıpkı Ortadoğu’da olduğu gibi yerleşmesi gerektiğini biliyordu. Liberal darbeler böyle bir gerekliliğin ürünü olarak doğdu; emperyalizm Sivil Toplum Örgütleri aracılığıyla, National Endowment For Democracy (Demokrasi İçin Ulusal Bağış Ajansı) ve George Soros’un sponsorluğunda, kendi gençlik örgütlerini, kendi medyasını ve kendi muhalefetini yaratarak işbirlikçilerini iktidara getirmeyi başardı.


National Endowment For Democracy (Demokrasi İçin Ulusal Bağış Ajansı) Ronald Reagan tarafından, reel sosyalist ülkelerdeki muhalefetin desteklenmesi ve karşı-devrimlerin örgütlenmesi amacıyla, 1982 yılında kuruldu. “Demokrasi Projesi” olarak da adlandırılan bu geniş kapsamlı faaliyet için ajansa başlangıçta yıllık 18 milyon dolar ödenek ayrılmıştı; ancak bu miktar daha sonra önce 40 milyon dolara sonra da 80 milyon dolara çıkartıldı. Ajans bu paraların bir kısmını, Cumhuriyetçi Parti’nin uluslararası örgütü The İnternational Rebuplican İnstitute (Uluslararası Cumhuriyetçi Enstitü), Demokrat Parti’nin uluslararası örgütü The National Democratic İnstitute (Ulusal Demokrat Enstitü) ve Freedom House (Özgürlükler Evi) gibi kuruluşlara da aktarıyordu ve bu örgütler NED çatısı altında reel sosyalist ülkelere “demokrasi”yi getirmek için beraberce çalışıyorlardı.

Soros’un Açık Toplum Enstitüsü ise daha reel sosyalizm yıkılmamışken Polonya’daki Dayanışma Hareketi’ni finanse etmeye başlamıştı. Daha sonra ise Sırbistan’daki, Gürcistan’daki ve Ukrayna’daki liberal darbelerin NED’le birlikte sponsorluğunu üstlendi. Bu darbelerde etkin rol oynayan STÖ’ler ve başlarındaki isimler Açık Toplum Enstitüsü mensuplarınca eğitimden geçirildi ve kendilerine nasıl renkli devrim yapılacağı öğretildi. Soros’un sadece Sırbistan’da 90’lar boyunca STÖ’lere yaptığı yardımın miktarı 108 milyon dolar civarındaydı.

Liberal Darbeler

Yugoslavya’nın parçalanmasının ardından, Avrupa’nın orta yerinde Miloseviç gibi bir ismin varlığına tahammül etmesi imkânsız olan emperyalizm, ilk sivil darbeyi Sırbistan’da gerçekleştirdi, batılı STÖ’ler ile Sırp işbirlikçilerinin öncülüğünde 5 Ekim 2000’de Miloseviç’in devrilmesi ve sonrasında Lahey’deki yargılanması sırasında ölmesi ile başlayan süreç, 2008 yılında Kosova’nın Sırbistan’dan koparılması ile devam etti. NED ve örgütleri, AB ve Soros’la birlikte 1990’lı yıllar boyunca Sırbistan’daki Miloseviç muhaliflerine önemli paralar aktardılar. B92 radyosu, Vremya ve NİN gibi gazetelerin yanı sıra Citizens for Free Elections and Democracy (Özgür Seçimler İçin Yurttaş Girişimi) (CeSID) isimli örgüte ve 1998 yılında kurulan gençlik örgütü Otpor’a (Direniş) rejim karşıtı faaliyetlerini organize etmeleri için milyonlarca dolar yardım yapıldı. 6 Kasım 2000 tarihinde Miloseviç, 24 Eylül’de yapılan seçimlerdeki yenilgisini kabul etmek zorunda kaldı, sadece 7 ay sonra ise Lahey’de savaş suçlusu olarak yargılanmaya başlayacaktı.

Gürcistan ise hem Rusya’nın çevrelenmesi hem de enerji kaynaklarının batıya sorunsuz bir şekilde aktarılması için kilit ülkelerden biriydi. Temkinli Amerikancı Şevardnadze’nin, Rusya’ya yakınlaşmaya başladığı ve Rus enerji tekeli Gazprom’la 25 yıllık bir anlaşma imzaladığı anda devrilmesine karar verildi, ABD Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattını ve diğer enerji nakil projelerini tehlikeye atamazdı.

Şevardnadze’nin devrilmesi için öncelikle CeSİD’e benzer bir örgütlenme olan İnternational Society for Fair Elections and Democracy’i (Adil Seçimler ve Demokrasi İçin Uluslararası Toplum) kurdular. Ardından Otpor’dan esinlenmiş olan ve Gürcü dilinde “yeter” anlamına gelen Kmara isimli gençlik örgütü kuruldu, NDI ise tıpkı Sırbistan’da olduğu gibi Gürcistan’da da muhalefetin tek bir isim, yani Sakaşvili üzerinde anlaşmasını sağladı. Tüm bu süreçte, Sırbistan’da ABD ile birlikte çalışan Otpor ve CeSİD yöneticileri bizzat Gürcistan’a giderek darbeyi organize ettiler. ABD, Gürcistan seçimlerine NED, USAID, NDI ve IRI aracılığıyla yaklaşık 2,5 milyon dolar harcadı Sırbistan’daki darbenin öncü isimleri CIA’nın kontrolünde ve yine NED-Soros desteğiyle, ülkedeki rejim muhaliflerini eğitip organize ederek 23 Kasım 2003’te Şevardnadze’yi devirip yerine Sakaşvili’nin gelmesini sağladılar, sonrasında Gürcistan’ın NATO üyeliği gündeme getirilerek emperyalizmin Avrasya’yı kontrolünde bir adım daha atıldı

Emperyalizm, Rusya’nın bir başka komşusu Ukrayna’yı da, Estonya, Litvanya ve Letonya gibi, hem AB hem de NATO üyesi olarak görmek istiyordu. NED, NDI, Uluslararası Rönesans Vakfı gibi STÖ’ler, emperyalizmin Truva atları olarak Ukrayna’da çok uzun süredir faaliyet göstermekteydiler. Ukrayna’da da benzer bir oyun sahneye kondu. Güçlü bir gençlik örgütü, sivil itaatsizlik eylemleri, yoğun bir medya desteği ve birleştirilmiş bir muhalefetle birlikte 22 Kasım günü Kiev sokaklarında başlayan turuncu devrim birkaç ay içerisinde batı yanlısı Yuşçenko’nun devlet başkanlığına gelmesiyle zafere ulaştı. Böylelikle Avrasya’daki Büyük Satranç Tahtası’nda batı emperyalizmi bir kaleyi daha düşürmüş oldu.

Liberal darbeler aracılığıyla kuşatılan ve nüfuz alanı daraltılan Rusya’nın 8 Ağustos’ta Gürcistan’a yönelik olarak başlattığı operasyon ise bir bakıma, kimi yazarların “yeni büyük oyun” olarak adlandırdıkları egemenlik mücadelesinde, batılı güçlere verilmiş gecikmiş bir yanıttı.

Mark MacKinnon’un Renkli Devrimlerin Sırrı Yeni Soğuk Savaş isimli kitabı, liberal darbeleri ve darbelerin gerçekleştirildiği coğrafyanın jeo-politik önemini analitik bir şekilde ortaya koyan başarılı bir araştırmacı-gazetecilik çalışması. Emperyalizmin ve emperyalistler arası ilişkilerin günümüz pratiğini anlamak ve liberal şebekenin Türkiye’deki mümessillerinin politik projelerini doğru değerlendirebilmek açısından MacKinnon’un kitabının mutlaka okunması gerekiyor.