(4 değerlendirmenin ortalaması: 4.25)
Nikomakhos'a Etik
Yalnızca şunda Tanrı da eli kolu bağlı kalır:
Yapılmış şeyleri olmamış kılmak.
Agathon

İlkçağ yunan felsefesi filozoflarından Aristoteles (M.Ö 384-322), Nikomakhos’a Etik’te her sanatın, araştırmanın, eylemin ve tercihin bir iyiyi arzuladığını bundan dolayı da iyinin her şeyin arzuladığı şey biçiminde düşünülegeldiğinin altını çiziyor. Amaçların birbirlerinden farklı olabileceğini irdeleyip eylemlerin, sanatların ve bilimlerin çeşitliliği kadar amaçların da çeşitliliğine değiniyor. Erdem, cömertlik, adalet, dostluk gibi kavramlar kitap boyunca çözümlenip bunların ne olup ne olmadığı, varlığında ya da yokluğunda ortaya çıkan durumlar üzerine örnekler sunup bir denge kurmanın/bir orta yol bulmanın sınırlarını zorluyor.
Aristoteles, öne çıkan etik kavramlarını en ince detaylarına dek çözümlemekle kalmayıp günümüzde büyük tartışmalara konu olmayı sürdüren etiğin ana sorunlarını ortaya koyuyor; bu sorunlara yönelik usa yatkın yanıtlar da öneriyor.

Aristoteles, insan düşüncesinin bilgi yolunda nasıl işletilebileceğini de çözümlemeye çalışıyor; ‘’doğru sorular sormanın yollarını’’ irdeliyor.

Eğer arzulanan bir iyi ise, tüm yapılabilecek iyilerin ucundaki şeyin ne olduğunu soruyor. En iyinin ucunda duran şey mutluluksa, o zaman bunun ne olduğunun sorgulanmasının gerektiğini belirtiyor. Aristoteles, birçok kişinin mutluluk adında anlaştığını, ama ne olduğu konusunda tartışmaların devam edeceğini öngörüyor. Çünkü, mutluluk çok katlı okumalara açık bir kavram. Mutluluğu bir durum olarak tasarlamaktan çok bir etkinlik olarak gören Arstoteles, sözünü ettiği bu tür bir mutluluğun bitkilerde olduğu gibi düşük yaşam etkinliklerinde, edilgen yaşam biçimlerinde değil de ancak usunu en yetkin ve en üst düzey bir etkinlikle kullananlarda, yani erdem yaşamını kendinde gerçekleştirebilenlerde bulunabileceğini savunuyor. Bir iyinin tasarımı söz konusu olduğunda ise iyinin kişiye özgü, her ne yapılıp her ne ediliyorsa da bunların bir amacı olduğunda/olabildiğinde iyi olduğunu belirtiyor.

Aristoteles, süregelen dönemde en iyi şeyin mutluluk olduğu söyleminde bir anlaşma olduğunu belirtirken aslında arzu edilen şeyin ne olduğunun ifade edilmesi gerektiğini vurguluyor. Aristo, ‘’insanın işinin ne olduğunu kavrayabilirsek bunun bir ihtimal gerçekleşebileceğini’’ belirtiyor.

‘‘Çünkü nasıl bir flütçünün, bir heykeltıraşın ve her ustanın, genellikle de bir işi ve bir yaptığı olanların iyi olması, onların işiyle ilgili görünüyorsa, insan için de böyle düşünülebilir; onun olan bir işi varsa elbette! Marangozun, ayakkabıcının belli işleri ve yaptıkları vardır da, insanın bir işi yok mudur? Yani doğal olarak işsiz midir?’’ diye soruyor (s. 18).

Aristoteles, bir düşünce erdemi bir de karakter erdemi olarak iki tür erdemden bahsedip düşünce erdeminin daha çok eğitimle oluşup geliştiğini, bu nedenle de deneyim ve zaman gerektirdiğini, karakter erdeminin ise alışkanlıkla edinildiğini ifade etmektedir. Kitabın alışkanlıklarla ilgili bölümünde kendine egemen olma/olmama, sağlam/zayıf karakterlilik, bu tür huyların birbirlerine göre ne özellik taşıdığını söylerken kendine egemen olmayan kişinin gereken her şeyi kararlaştıran ve erdemli yasaları olan, ama hiçbirinden yararlanmayan bir devlete benzetip Anaksandrides’ten bir alıntı yapıyor.

Devlet düşünüyor, ama yaslara hiç aldırmıyor.

Bir kişi için iyi olanla kent için iyi olanı aslında aynı şey diye düşünüp kent için iyi olanın ne olduğunu soruşturmayı amaç edinen Aristoteles, etik’i siyaset araştırması içine katıp etiğe toplumsal, siyasete de etik bir boyut kazandırıyor.

İmdi baştan alalım.

Hamiş; Aristoteles, kendi okulu Lykeion’un bahçelerinde derslerini bir aşağı bir yukarı gidip gelerek’ ya da ‘gezinip dolaşarak’ vermesi nedeniyle gerek okulun üyeleri gerekse daha sonra ki yüzyıllarda bütün Aristotales izleyicileri ‘gezinmeciler’ anlamında Prepatosçular diye anılır olmuşlardır.