Son Yorumlar

(3 değerlendirmenin ortalaması: 4.33)
Tehlikeli Oyunlar
Tehlikeli Oyunlar
Oğuz Atay
İletişim Yayınları (2000)
“Ben kahramanlarının iplerini istediği gibi oynatarak insanlardan kuklalar yaratan büyük romancıların yeteneklerinden yoksunum. Roman kahramanlarına uygulayacak büyük nazariyelerim, onları peşinden koşturacağım büyük ülkülerim yok.”Yıldız ECEVİT (2007), “Ben Buradayım…” ( İletişim yayınları: İstanbul, 3. baskı) s. 314.

Oğuz Atay bu sözleri Tutunamayanlar yayımlandıktan sonra, dönemin toplumsal gerçekçi, kırsal kesimin sorunları üzerine yoğunlaşan, ezen-ezilen ilişkilerini anlatan romanlarının yazıldığı bir dönemde yani kendisine bir düşüncenin yazarı olmadığı konusunda gelen eleştiriler üzerine söylemiştir. Oğuz Atay romanlarında ve öykülerinde hep insanı anlatmış bu anlatım sürecinde de hiçbir zaman toplumsal olaylarla veya dönemin güçlü düşüncelerine çalışmalarında yer vermemiştir.

Atay, Tutunamayanlar’dan sonra tasarladığı ve kendisinin de, o dönemde birlikte olduğu, Sevin Seydi’nin Londra’ya gitmesiyle yalnızlığa düştüğü bir dönemde Tehlikeli Oyunlar’ı yazmaya başlamıştır. Tehlikeli Oyunlar’da insanın kendisiyle hesaplaşması metnin odağındadır. Oğuz Atay, Selim Işık ve Turgut Özben’den sonra Hikmet Benol karakteriyle insan ruhunun derinliklerinde kendini keşfetme serüvenine devam eder. Atay romanını bir varoluş sorunsalı üzerine oturtmuştur. Bunu bize romanın belli yerlerinde “Kendini Tanı” (s. 413-421) önermesini birkaç kez tekrarlayarak göstermektedir. Romanında kendi gerçek “Ben”ine ulaşmaya çalışan Tutunamayanlar’daki T. ÖZBEN gibi burada da kahramanına varoluşsal, simgesel bir soyad koyar: H. BENOL. Hikmet üzerinden Tehlikeli Oyunlar’ı “kara anlatı” şeklinde oluşturur. Atay’ın kara anlatısı ontolojik bir renk taşıragy s. 340.. Tutunamayalar gibi Tehlikeli Oyunlar da bir itiraf metnidir. Roman Hikmet’in kendinde kötü gördüğü şeyler ve bunlarla hesaplaşması üzerinden tasarlanmıştır. Hikmet’in kendini tanıyabilmesi de romanda gördüğümüz tüm Hikmetlerle hesaplaşmasından geçmektedir.

Romanda neyin gerçek neyin düş olduğu kesinlikle anlaşılamamaktadır. Çünkü kitabın başında Hikmet uykuya dalmaktadır (s:35). Daha sonra da rüya-gerçeklik ilişkisi sürekli canlı tutulmaktadır. Kitapta oyunlar içinde neyin gerçek neyin kurmaca olduğu birbiri içinde anlatılarak ironik bir görüntü ortaya konulmuştur.

Tehlikeli Oyunlar da, Tutunamayanlar gibi küçük burjuva yaşantının yapmacıklığı üzerinde durmaktadır. Hikmet’in Sevgi ile evlendikten sonraki hayatı, arkadaşlarıyla ilişkileri aslında hayatlarının nasıl kalıplaşmış belirli kodlar içinde sürdüğünü bize göstermektedir.

Atay’ın yapıtları, yalnız sisteme değil, kendisine de başkaldıran, aykırı, muhalif, uyumsuz insanlarla doludur. Romanın karakterleri aslında hayatın acemisidirlerNurdan GÜRBİLEK (2005), “Yer Değiştiren Gölge” (Metis yayınları: İstanbul, 2. baskı) s. 30.. Hikmet Benol, Hüsamettin Tambay, Nurhayat İyicel’i aynı ortamda buluşturan belki de farklı nedenlerle de olsa hiçbir zaman kalabalığın içinde kaybolmayı becerememiş olmalarıdır. Oğuz Atay’ın bu üç karakteri oluştururken Hıristiyanlığın mistik soyağacını kullandığını söyleyebiliriz. Hüsamettin Tambay, her şeyi bilen, soyut, hayatın bütün zorluklarına göğüs gerebilen bir karakter olarak “Tanrı” rolünde, Hikmet Benol ise doğruyu arayan, bu arayış sırasında sürekli tökezleyen, güçsüz, duygulu “İsa” rolünde, son olarak Nurhayat İyicel de iyi ve güzeli çağrıştıran “Meryem Ana” rolündedir.

Tehlikeli Oyunların belki de en ilginç bölümü 16. bölümdür. Burada İsa’nın Yahuda’nın ihanetiyle son bulan son yemeğinden esinlenilerek Hikmet’in bir kazaya kurban gitmeden önceki daveti resmedilir. Roman içinde İsa’nın “son yemek”i bir karakter tarafından da dile getirilir. Bu yemekte Hikmet’in bütün arkadaşları yani romanda bahsedilen bütün karakterler vardır. Yemekte sadece Bilge yoktur. Yıldız Ecevit, Bilge’nin romanda gerçekliğin tek belirtisi olduğunu söyler belki de Atay’ın Sevin Seydi’yi romana dâhil ettiği karakter olarak da görebiliriz.

Tehlikeli Oyunlar’ın da, Tutunamayanlar gibi romanın başkahramanı Hikmet’in ölümüyle bitmesi kimi çevrelerce sıkça eleştirilmiştir. Özellikle Atay’ın insanın iç dünyasındaki sorunları mükemmel şekilde dile getirdiği, fakat kişinin kendisiyle hesaplaşması sonrasında sürekli kaybetmesi ve bu durumdan bir çıkış yolu göstermemesi eleştirilmiştir. Ancak bence romanda gerçekler birer oyun olarak sunulduğuna göre, buradaki ölümü de romanın mantıksal ve biçimsel bir sonucu olarak görebiliriz. Oğuz Atay’ın kişilerle ortaya çıkardığı ölüm olgusu belki de onun yaşama tutkusunu gözler önüne seren bir kavramdır.

Tehlikeli Oyunlar; sınırları çizilmemiş, özgürlükler dünyasında koşan usta bir kalemin elinden çıkmış bir başyapıttır.

Yorumlar (0)

Bu yorumun beslemesine abone olun

Yorum yaz

Küçült | Büyüt

busy