(10 değerlendirmenin ortalaması: 4.50)
Vakıf Kurulurken
Vakıf Kurulurken
Isaac Asimov
İthaki Yayınları (Ekim 2004)
İsmiyle müsemma bu türün yazınının özü bilim temelli veriler ve teorilerin edebi çabayla işlenerek kurgusal bir potada harmanlanması elbette. Ancak hayal gücünün sınırları aşıldığında, karşımıza çıkan bu fütüristik başka dünya senaryoları havsalamızı zorlayan noktalara ulaşıyor. Hele zaman içinde evrilen bu türün fantastik öğelerle süslü, daha epik sayabileceğimiz bir kolu var ki çok satanlar liginde sınıf atlayabilme meraklısı yazar ve yayınevlerince alabildiğine sömürülmüş durumda.

Üzerinde böylesi bir önyargı bulutu dolanırken türe adım atmanın en iyi yolu olabileceğini düşündüğüm bir yazar ve seriyle başlayacağım; Isaac Asimov ve ustanın adı anıldığında neredeyse akla ilk gelen yapıtı Vakıf. 1951 yılında ilki yayınlanan ve 1952 ile 1953 yıllarında gelen devam kitaplarıyla tamamlanan orijinal üçleme sırasıyla “Vakıf”, “Vakıf ve İmparatorluk” ve “İkinci Vakıf”tan oluşmaktadır. Robert A. Heinlein ve Arthur C. Clarke ile birlikte bilimkurgunun en büyük üstadlarından biri olarak kabul edilen Asimov 1920’de Yahudi asıllı Rus bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Küçük yaşta ailesiyle Amerika’ya göçen yazar burada okuyup 1939 yılında mezun olmuş 1949’da kimya doktorasını tamamlamış, biyokimya üzerine uzun süre çalışmalar yapmıştır. Bilimadamı olmasının yanısıra youğun bir entellektüel birikime sahip olan yazar bilimsel kuramlar, tarih, çevre, felsefe, edebiyat ve diğer başka alanlarda dört yüzün üzerinde eser ve sayısız makale yazmıştır.

En önemli ve bilinen eserlerinden biri olan Vakıf serisine 1982 yılında “Vakfın Sınırı” ve 1986’da “Vakıf ve Dünya”yı ekleyen yazar son dönemlerinde de “Vakfın Kuruluşu”nu (1988) ve “Vakıf İleri”yi (1993 – yazarın ölümünden sonra yayınlanmıştır) yazarak eserini tamamlamıştır. Son yazdığı bu kitaplarla seriye yeni bir okuma sırası da getiren Asimov, “Vakfın Kuruluşu”nda en önemli karakterlerinden biri olan Hari Seldon’un Vakıf öncesi dönemini ve “Psikotarih”in geçerliliğini keşfetme çabasını anlatır.

Bilimkurgu alanında Isaac Asimov’un yazınını özel kılan en önemli özelliklerden biri kıyamet sonrası senaryolarından uzak, dünya dışı varlıklara, güçlere ve insansı ya da değil başka yaşam formlarına boğulmadan, insan temelli ve yine insan üretisi bilim ve teknoloji üzerine bir kurgu yaratmasıdır. Özellikle Vakıf serisi için konuşurken bir bilim insanının kaleminden çıkan rasyonel ve duru bir anlatımdan söz edebiliriz. Bilimsel olarak günümüzde hala tartışma ve araştırma konusu olan bazı kavramları yaratan yazar bunları okuyucunun anlayış ve mantık sınırını zorlayan, boğucu bir kuram ve terim kalabalığı yaratmadan sade bir dille aktarmış ve insan doğasıyla ustaca bütünleyerek soyuttan somuta incelikli bir anlatı oluşturmuştur.

Öyle bir zaman düşünün ki, günümüz modern dünyası zamanın küllerine gömülen, insanlığın en uzak hatıralarında bile sadece didaktik tarihin efsanelerinden biri haline gelmiş olsun. İnsanlık on binlerce yıllık bir tarihe ve on milyonlarca gezegene dağılmıştır. Katrilyonlarla ifade edilen nüfusa ulaşan bu dünyalar eski Roma misali devasa boyuttaki bir Galaktik İmparatorluk haline gelmiş yine de insanoğlu tüm ilerlemişliği içinde yozlaşmaktan kurtulamamıştır. İçten içe çürümeye yüz tutan Galaktik İmparatorluk’ta işler görünüşte bir düzen içinde ilerlemekte ve herşey yolunda gözükmektedir. Ancak bıçak sırtında duran dengenin bozulmaması için yapılan politik manevralar ve bitmek bilmeyen komploların gözlerden uzak devam ettiği bu dönemde, genç bir matematikçi olan Hari Seldon ve O’nun yeni geliştirmeye başladığı “psikotarih” biliminin ortaya çıkışı olayların gidişhatını geri dönülmez bir yola sokar. Psikotarih, basit bir şekilde, insan toplumlarının davranışlarının olası sonuçlarının matematiksel bir yöntemle bilimsel olarak önceden tahmin edilebileceği, yani psişik bağlardan uzak çok daha kesin bir gelecek öngörüsünün mümkün olduğu savına dayanan yeni bir bilim dalıdır. Seldon imparatorluk merkezindeki bir konferansta geliştirmekte olduğu bu yeni disiplinin temelini oluşturan makalesini sunduğunda, neredeyse nesillerdir bir yenilikle karşılaşmayan matematik camiasında takdir toplar ve ilgi uyandırır. Tabii ki bu ilgi akademik camiayla sınırlı kalmaz ve hükmünü ve hanedanını garantilemek isteyen İmparator ve O’nun sağ kolu, imparatorluk politikalarının esas uygulayıcısı Eto Demerzel tarafından da farkedilir. Böylece insan uygarlığının geleceğini tümüyle etkileyecek Vakfın kuruluşuna doğru Hari Seldon’un arayışı ve bu süreçteki maceraları da başlamıştır.

Yazara Hugo ve Nebula ödüllerini kazandıran ve bilimkurgu edebiyatında yapıtaşı gözüyle bakılan bu serinin girişi olarak “Vakıf Kurulurken” türe aşina olmayan okuyucular için de gerek dili gerek kurgusuyla iyi bir başlangıç kitabı niteliği taşımaktadır.